Etihad Stadı’nda karşı karşıya gelen City ve Arsenal, inanılmaz dominant bir oyun sergileyen Manchester takımının beş gollü galibiyeti ve “clean sheet”iyle sonuçlandı. 

Arsenal’ın oyun şablonu

Arsenal, sahaya tipik bir 5-2-3 formasyonuyla çıktı. Kendi sahalarında topsuz alan savunması yaparken kanatlardaki Smith-Rowe ve Saka’nın geriye, çift pivot Xhaka-Odegaard’ın yanına gelmesiyle 5-4-1 şeklinde savunma yapmaya çalıştılar. Hücum boyutunda ise Arsenal ve Arteta’nın tam olarak kafasındakinin ne olduğunu tahmin etmek aşırı güç, zira Xhaka’nın kırmızı kart görmesiyle on kişi kalmadan önce dahi aşırı teslimiyetçi ve silik bir oyun oynadılar. Buna karşın planları muhtemelen City orta sahasını tıkayarak topla çıkmalarına engel olup, orta blokta kazanılacak toplarla rakip sahaya hızlı hücum etmek üzerine kuruluydu.

Arsenal’ın maç başında kullandığı 5-2-3 dağılımı yukarıdaki karede net biçimde görülebilmekte. 

Yukarıdaki görselde Arsenal’ın 5-4-1’ini görmek mümkün. Ancak şu da belirtilmeli ki; Arsenal 5-4-1 şeklini yalnızca set savunmalarında, kendi sahasında ve orta alana yakın bölümde kullandı. Yazının ilerleyen bölümlerinde de inceleneceği üzere önde pres yaptıkları kısımda farklı bir yaklaşım benimsediler.

Manchester City’nin oyun şablonu

City’nin ilk 11’i kağıt üzerinde 4-3-3 şeklinde tahmin edilse de, her zaman olduğu gibi maç başlayana kadar bir Guardiola takımının ne formasyonda, ne tür bir oyun oynayacağını tahmin etmek imkansız. Nitekim bu maçta da -yazının ilerleyen bölümlerinde daha detaylı incelenecek- topla rakip sahaya yerleştikleri bölümde 2-4-4 gibi, ileride pres yaparken ise 4-2-3-1 gibi sahaya dağıldılar. 

City’nin kağıt üzerindeki 11’inin rahatça seçilebildiği bir kuşbakışı kamera kesiti.

Top Arsenal’dayken

Topun Arsenal’da olduğu oyunun nadir kesitlerinde takımların saha içindeki dağılışları kabaca yukarıdaki gibiydi. City önde presini 4-2-3-1 biçiminde yaparak, rakibinin üç stoperini de ceza alanına hapsedip orta sahayı adeta ablukaya aldı. Bu şekilde Arsenal ne zaman topu alsa geriden oyun kurmayı denemek yerine uzun vurmaya mecbur kaldı. 

Görüldüğü üzere, City oyuncuları özellikle merkezi bölgeyi çok iyi kapatmış durumda. Leno kısa oynayacak bir pas opsiyonuna sahip değil. Torres’in kendisine çok yakın olmasından ötürü de tercih yapacak vakit bulamıyor ve uzun oynamaya mecbur kalıyor.

Arsenal’ın çok nadir rakip sahaya topla gelebildiği bölümlerde ise, City oyuncuları 4-3-3/4-1-4-1 şeklinde dizilerek savunma yaptılar. 

Top Manchester City’deyken

Topun Arsenal’da olduğu bölümler maçın başından itibaren aşırı kısıtlı olmakla beraber, on kişi kalmalarının ardından daha da seyrekleşti. Buna karşın topun City’de olduğu kısımlarda daha fazla taktiksel varyasyon seyretmek mümkün oldu.

City hücum setlerini; sağ içte oynayan Bernardo’nun Rodri’nin yanına gelmesi, bekler Walker ve Cancelo’nun bu ikiliye paralel konumlanması ve İlkay’ın sık sık ileride oynamasıyla 2-4-4 gibi oynadı. 

Derine gelen Bernardo ile Walker maç boyunca sık sık yer değiştirdi. Böylece Rodri’nin yanındaki orta saha Walker’ken, sağ bek de Bernardo olmuş oldu. Başka bir varyasyon ise Torres’in derine inip, İlkay’ın santraforun durması gereken yere geçmesiyle gerçekleşti. Tüm bunlardaki amaç, Arsenal’ın orta sahadaki adam adama markajını orta sahaların yerini sürekli değiştirerek bozmaktı.

Arsenal’ın topun City’de olduğu bölümler için planı ise City orta sahasını adam adama tutarak merkez alanı tıkayıp City’i top kaybına zorlamak üzerine kuruluydu. Orta sahadaki markaj eşleşmelerini yukarıdaki görselde daire içerisine alarak gösterdim.

Arsenal’ın presi esnasında takımlar çoğunlukla yukarıdaki şemada olduğu gibi sahaya yayılmış olsa da, bazı bölümlerde Bernardo’nun geriye gelmemesi üzerine Arsenal 5-2-1-2 gibi de pres yaptı.

Maçın ilk saniyelerinden bir kesit. Bernardo derine inmediğinden ötürü Smith-Rowe nispeten geride konumlanıyor, Odegaard’ın asli görevi Rodri’yi kontrol etmek olsa da İlkay’a da yakın. Karede görünmese de, İlkay’ı tutma görevi ise Xhaka’da. 

Yukarıdaki görseldeki durumu daha net gösteren bir kare. Burada Arsenal 5-2-1-2 gibi dizilmiş durumda. Arsenal’ın bu şekli alma sebebi Smith-Rowe’ıun, her ne kadar görselde Smith-Rowe top önünde olan Walker’a doğru gidiyor olsa da, aslında daha yeni derine inmiş olan Bernardo’yu takip etmiş olması. Buna karşın Bernardo çok derine indiğinden ötürü, o esnada Rodri’yi tutmakta olan Odegaard ve ilerideki Saka ile Aubameyang’ın arasında olmasıyla Smith-Rowe bir nevi serbest kalmış durumda.

Bu görselde, adam adama eşleşmeleri daha net görmek mümkün. Rodri-Odegaard ve Bernardo-Smith Rowe eşleşmesi daire içine alınmış durumda. Her ne kadar karede görünmese de, Xhaka da İlkay’ı tutmakta.

Bernardo, sağ iç olmasına rağmen box-to-box gibi oynayarak sık sık derine top almaya geldi. City hücumlarında da sürekli ileriye çıkarak opsiyon olmaya devam etti. 

Arsenal’ın orta sahada uyguladığı adam markajına Guardiola’nın adapte olması neredeyse hiç vakit almadı. Öncelikle Bernardo ve Walker, City oyun kurarken sürekli yer değiştirdi. Bu şekilde Smith-Rowe’un görev tanımı bulanıklaştı.

İkinci olarak, Torres derine indi ve Torres’in ileride bıraktığı boşluğa İlkay geçti. Böylece hem rakip stoper hattında, hem de Xhaka’nın pozisyonlanmasında dengesizlik oluşturmayı hedefledi City.

Arsenal tarafına tekrar değinecek olursak, Arteta Xhaka’nın kırmızı kartından sonra dahi hiç reaksiyon göstermedi. Yukarıdaki kare, ilk yarının sonundan bir kesit. Yani Xhaka’nın kırmızı kartının üzerinden 13 dakika sonrası. Takımın dizilişinde değişen tek şey, Xhaka’nın sahada bulunmaması. Arsenal’ın ilk devrede eksik oynadığı bölümde Arteta oyuncu değişikliği yapmamanın yanı sıra, dizilişe ve oyun anlayışına da müdahale etmedi.

Yine ilk yarının sonlarından bir kare. Arsenal’ın önde yaptığı pres, maç 11-11 iken yeterince efektif olmamaktayken Arsenal bu presi on kişi kalmışken devam ettirmeye çalıştı. Bunu da önde pres yaptıkları bölümde Cédric’in Xhaka’nın yerine çıkmasıyla sağlamayı denediler. Arteta’nın oyuna müdahale etmemesinin farklı bir kanıtı.

İkinci yarı Arteta oyuna müdahale ederek Saka’yı çıkarıp yerine Elneny’i aldı, bu şekilde Arsenal sahada 5-1-2-1 gibi dizildi. Fakat haliyle, reaksiyon göstermek için hem süre hem de olanaklar Arsenal açısından elverişsizdi.

Sonuç

Şahsen bu maçı City’nin geçen haftaki Tottenham maçıyla bağlantılı okumak (o maçı analiz ettiğim yazı) daha manalı geliyor bana. Zira o maçta Guardiola belki de biraz fazla ofansif bir anlayış benimsemişti ve bu da takımı rakip geçişlerine aşırı müsait bir konumda bırakmıştı. City, o maçta orta sahada Fernandinho’yu yalnız bırakmıştı, hücumlarda ise geride yalnızca iki stoper kalmaktaydı. Tottenham da merkezi sıkı kapatarak City’nin ortadan oyun kurmasına engel olmuş, daha sonra kazandıkları toplarla City kalesinde hızlı hücumlarla tehlike oluşturmayı denemiş ve başarılı da olmuşlardı. Benim düşüncem, Arteta’nın da bunu tekrar etmeye çabaladığı yönünde. Buna karşın Guardiola da o maçtan gerekli dersleri çıkarmış olacak ki, bu kez Bernardo marifetiyle orta sahayı daha kalabalık tuttu ve takımın genel olarak daha iyi bir denge yakalamasını sağladı. 

Tottenham – City yazısını bitirirken belki de Guardiola’nın yeni bir formül üretmesinin zamanı gelmiştir demiştim. Bu maçta sıfırdan yeni bir şey üretmiş olmasa da, üç puanı ve total dominasyonu getirmeye yetecek kadar farklı bir oyun oynattığı su götürmez bir gerçek.