UEFA Avrupa Ligi gruplarında ilk 2 maçında galibiyetle tanışamayan Başakşehir’in gruptaki 3.maçta deplasmanda karşılaşacağı rakibi Almanya’nın geçen sezon en çok konuşulan takımlarından Hoffenheim’ı sizler için analiz ettik.
Genel Bilgiler ve Önceki Yıllar
RB Leipzig’in çıkışına kadar Almanya’nın en çok nefret edilen takımı unvanını uzun bir süre taşıyan Hoffenheim, şu sıralar bu ünvanını kaptırmış gibi görünse de özellikle son dönemde futbol adına ortaya koyduklarıyla adından farklı bir şekilde söz ettirmeye devam ediyor. Logosunda 1889 tarihine yer verse de esas kuruluş tarihi 1945 olan Alman kulübü, 1889 kuruluş tarihli Turnverein Hoffenheim takımı ile Fußballverein Hoffenheim takımının 1945 tarihinde birleşmesiyle kurulmuştur. Alman milyarder ve kulübün eski altyapı futbolcularından Dietmar Hopp, rahatlıkla kulübün tarihini değiştiren isim olarak anılabilir. Aynı zamanda kulübü Almanya’nın en nefret edilen takımı seviyesine çıkaran Hopp, 2000 yılında kulübe yatırım yaparak finansal destek sağladı ve takımın stadyum inşaatı, maaşları ve antrenman ihtiyaçları gibi giderlerini karşılamaya başladı. Mannheim ile Stuttgart arasında kalan bir köy takımı diyebileceğimiz Hoffenheim (günümüzde o bölge köy olmaktan çıkmıştır), Almanya 5. Liginde başarısız bir grafik çizerken 2000 yılında Hopp’un gelişi ve uzun vadeli bir başarı planı sunmasıyla bir anda yükselişe geçmiştir. Öyle ki, o döneme kadar hiçbir profesyonel lig maçına çıkmamış olan Hoffenheim kulübü, 1999/2000 sezonunu 5. Lig şampiyonu tamamlayarak 4. Lige, 2000-2001 sezonunu da 4. Lig şampiyonu olarak tamamlayarak Almanya 3. Liginde yükselme başarısı gösterdi. Bir süre 3. Ligde mücadele etmesine karşın 2003-2004 sezonunda Almanya Kupası’nda çeyrek finale kadar yükselen ve hem kadrosunu hem de oyun anlayışını kademe kademe yükselten Hoffenheim, 2006 yazında takımın başına bugün RB Leipzig projesinin de mimarı olarak gösterilen futbol dehası Ralf Rangnick’i getirdi. Aynı transfer sezonunda takıma frikik ustası Sejad Salihovic’i de kazandıran Hoffenheim, o sezonu lig ikincisi olarak tamamladı ve 2. Bundesliga’ya yükselmeye hak kazandı. 2007-2008 sezonuna yine önemli transferlerle ve takımın başında Rangnick’le başlayan mavi-beyazlı kulüp, Demba Ba, Luiz Gustavo, Vedat Ibısevic gibi genç yeteneklerle mücadele ettiği sezonu yine ikinci olarak tamamladı ve 2008-2009 sezonunda ilk kez Bundesliga’da yer aldı. Bundesliga’daki ilk sezonuna fırtına gibi başlayan ve ilk 15 maçında 11 galibiyet alarak dikkatleri üzerine çeken Hoffenheim, Demba Ba, Ibisevic ve Salihovic’in etkili oyunlarıyla üst sıralara tırmansa da ligin geri kalanında düşüşe geçti ve üst üste beraberlikler aldığı dönemde yalnızca 4 galibiyet elde edebildi ve ligi 7. Sırada tamamladı. O günden bu yana 1 kez play-out mücadelesi oynayarak düşme tehlikesinden kurtulan Hoffenheim, Bundesliga’nın gediklilerinden biri haline geldi. 2015-2016 sezonunda düşme hattında yer alan ve oyunuyla da pek ümit vaadetmeyen Hoffenheim, belki de futbol tarihinin akışını değiştirecek bir hamleyle 1987 doğumlu Julian Nagelsmann’ı henüz 28 yaşındayken takımın başına getirdi ve düşmekten kurtulmakla kalmayıp ligin iddialı ekiplerinden biri haline gelerek geçtiğimiz sezonu 4. sırada tamamladı.
Bu sezona Liverpool karşısında Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında aldığı 2 mağlubiyetle başlasa da ligde işler istedikleri gibi gidiyor. Şimdiye kadar oynadıkları 8 maçta 15 puan toplayan mavi-beyazlı ekip, ligde lider B. Dortmund’un 4 puan gerisinde 4. Konumda. Avrupa Ligi’nde ise sürpriz şekilde aldığı 2 mağlubiyetle puansız olarak grubun son sırasında yer alıyor.
Hoffenheim maçlarını 30.150 seyirci kapasiteli Wirsol Rhein-Neckar-Arena’da oynuyor ve maç başına 29.139 seyirci ortalaması ile mücadele ediyor. Çok coşkulu bir taraftar grubuna sahip olmasalar da geçtiğimiz sezon Bundesliga’da iç sahada hiç yenilmediklerini belirtmek gerekiyor.
Son Maçlar ve Kadro
Sezona yukarıda da bahsettiğim gibi ligde istediği gibi bir başlangıç yapan ve geçtiğimiz sezon oluşan beklentileri karşılayan nitelikte bir oyun sergileyen Hoffenheim, 8 haftası geride kalan Bundesliga’da 4 galibiyet 3 beraberlik alırken yalnızca 1 kez mağlup oldu. Alınan 4 galibiyetin içerisinde 2-0’lık Bayern Münih galibiyetinin de yer aldığını eklemekte fayda var. Ligde 15 puanla işleri yolunda giden Alman ekibi için Avrupa macerası ise bekledikleri gibi gitmiyor. Avrupa arenasında sezona Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarıyla başlayan Hoffenheim, üst düzey seyir zevkine sahne olan maçlarda Liverpool’a 2-1 ve 4-2’lik skorlarla mağlup olarak Avrupa Ligi’nin yolunu tuttu. Avrupa Ligi’nde de oldukça zorlu bir kura sonucu Braga, Başakşehir ve Ludogorets ile eşleşen Alman ekibi, Ludogorets ve Braga’ya karşı ilk iki maçta 2-1’lik skorlarla mağlup oldu ve bu sezon Avrupa maçlarında henüz galibiyetle tanışamadı. Ligde ve Avrupa’da oldukça geniş bir oyuncu havuzundan yararlanan genç teknik adam Nagelsmann bu sezon şimdiden tüm kupalarda 25 farklı oyuncudan faydalanmış durumda. Takımın başına geldiği günden bu yana çok çeşitli taktik formasyonlarla sahaya çıkan genç teknik adam, bana göre oyun anlamında en başarılı dönemini, aşağıda detaylarından bahsedeceğim 3-5-2 sistemini benimsediği maçlarda yaşadı. Geçtiğimiz sezon aldıkları sonuçlardan öte oynadıkları futbolla hem göze hoş gelen hem de futbolun taktik yönüne merak duyan herkesin ilgisini çeken Hoffenheim’da sistemin en kilit oyuncularından Rudy bedelsiz olarak Bayern Münih’in yolunu tutarken yetenekli stoper Süle de yine Alman devi tarafından “klasikleşmiş” bir transfer hamlesi olarak 20 milyon € karşılığında Hoffenheim’ın elinden alındı. Yine geçtiğimiz sezon takımın önemli isimlerinden olan Toljan Dortmund’a giderken bir diğer stoper İsviçreli Fabian Schar sürpriz bir şekilde La Liga ekiplerinden Deportivo’ya transfer oldu. En fazla süre alan stoperlerinden ikisini, orta sahadaki en önemli pas istasyonunu ve sol kanat oyuncusunu çok yüksek bedeller tahsil edemeyerek takımdan gönderen Hoffenheim, stoperdeki boşluğu Norveçli Nordtveit, orta sahadaki boşluğu Werder Bremen’den Grillitsch, sol kanadı Schulz ile kapatmaya çalışırken en flaş transferi ise hücum hattına Serge Gnabry’yi alarak gerçekleştirdi. Werder Bremen’den Bayern Münih’e transfer olan Gnabry’yi birkaç gün sonra Münih ekibinden kiralayan Hoffenheim, oyuncunun henüz sezon başında sakatlanması nedeniyle bugüne kadar yetenekli futbolcudan istediği kadar faydalanamadı.
Hoffenheim’ın UEFA’ya bildirdiği Avrupa Ligi kadrosu şu şekilde:
Kaleci: Oliver Baumann, Alexander Stolz
Defans: Pavel Kaderabek, Ermin Bicakcic, Havard Nordtveit*, Nico Schulz*, Benjamin Hübner, Kevin Vogt, Justin Hoogma*, Felix Passlack*, Stefan Posch
Orta Saha: Lukas Rupp, Eugen Polanski, Kerem Demirbay, Florian Grillitsch*, Steven Zuber, Nadiem Amiri, Robert Zulj*, Dennis Geiger, Robin Hack
Forvet: Snadro Wagner, Mark Uth, Andrej Kramaric, Adam Szalai, Gerge Gnabry*
*Yeni Transfer
Muhtemel Formasyon ve Detaylı Kadro Analizi
Yukarıda da 
Taktiksel Analiz (Hücum)
Nagelsmann bir röportajında “Rakibe onların kalesine yakın bölgelerden hücum etmeyi seviyorum” diyerek esasen yapılacak tüm hücum analizlerini yarı oranında kısaltıyor. Zira Rangnick’in 1 sene de olsa öğrenciliğini yapmış bir isimden başka bir hücum anlayışı beklenemezdi. Günümüzün moda tabirlerinden “geçiş oyunu” ile eşleştirilen Nagelsmann topu olabildiğince kendi kalesinden uzak bir noktada kapmayı amaçlayan bir sistemi savunuyor. Buna karşın topa sahip olma oranında da sezon içerisinde hiç ilk 5 sıranın altına düşmedi (geçtiğimiz sezonu Bayern Münih ve Dortmund’un ardından 3. sırada tamamladı). Buradaki tezatlık aslında Nagelsmann’ın beğenerek izlediğini söylediği antrenörleri göz önüne gelince bir anda çözülüyor. Rangnickle Hoffenheim altyapısında çalışırken yaptığı haftalık toplantıların kendisi geliştirdiğini söyleyen genç teknik adam, oyun stili olarak ise Arsene Wenger’in Arsenal’ini işaret ediyor. İki taktiğin birleşiminden Nagelsmann’ın ortaya çıkarmak istediği sonuç; topu kalemizden olabilecek en uzak noktada kazanmak ve topu acele etmeksizin doğru kullanmak. İlk aşamayı önde Wagner, Uth, Kramaric gibi hem fizikli hem de temposu yüksek oyuncuları kullanarak son derece etkin bir şekilde başlatıyor ve geçtiğimiz sezon Rudy, bu sezon Geiger ve Rupp gibi enerjik orta saha oyuncularıyla destekliyor. Topun kapılmasından sonraysa Nagelsmann farkını ortaya koyuyor. Bu sistemin devamında birçok teknik adam topu rakip kaleye olabildiğince çabuk götürmek üzerine plan yaparken Nagelsmann topu en doğru şekilde paylaşarak rakip kaleye gitmeyi yeğliyor.
Topun doğru paylaşımının esas yöntemini taktik setler değil röportajında bahsettiği “sosyal beceri” altında toplanan oyuncu psikolojisi yönetimi ile sağlanacağını düşünen Nagelsmann, bu fikri oyuncularına yerleştirmek için kulüpte kendisine ait ayrı bir oda olmasını istememiş ve asistanlarıyla aynı odayı paylaşmaya karar vermiş. “Kilit nokta yedekte bekleyen oyunculara diğer tüm oyunculara davrandığınız gibi davranmak” diyen Nagelsmann, hem oyuncu rotasyonunu hem de farklı dizilişleri seven bir teknik adam. Bu durum, onu belirli bir oyun şablonuna bağlı kalmaktan kurtarıyor ve yukarıda da bahsettiğim gibi farklı taktik anlayışları harmanlayarak kendine özgür bir oyun yapısı ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor.

Yukarıdaki görsel, Hoffenheim’ın bu sezon oynadığı ve 2-0 kazandığı Bayern Münih maçından. Görüldüğü üzere Hoffenheim, 1-0 önde olmasına rağmen oynadığı uzun topta 8 kişiyle Bayern yarı sahasında yer alıyor. Rakip kaleye bu kadar yakın noktada uyguladığı kalabalık baskı, beraberinde ikinci golü getirecek.

Kimmich’in kafayla karşıladığı topa Amiri hareketleniyor ve topa Bayern Munich’li oyuncudan önce temas etmeyi başarıyor. Sonraysa acele etmeksizin topu en doğru şekilde oynamanın yolunu buluyor ve oldukça kısa bir sürede sonuç alıyorlar.

Amiri, Kimmich’i üzerine çektikten sonra boştaki Zuber ile buluşturuyor ve Zuber’in çevirdiği topu Uth zorlanmadan kaleye gönderiyor.
Gol esnasında 4 oyuncunun Bayern Münih yarı sahasında, 2 oyuncunun da yay çevresinde pozisyon aldığına da ayrıca dikkat çekmek gerekiyor. Topun kazanılmasının ardından takımın öne doğru hareketlenmesi ve sahayı doğru biçimde paylaşarak topa rakipten önce dokunmayı amaçlaması, bu pozisyonda net bir şekilde görülüyor.
Savunma
Hoffenheim’ın savunma anlayışının önemli bir kısmını yukarıda hücum bölümünde anlatmaya çalıştım. Takımın birincil prensibi topu ikinci veya üçüncü bölgede kapmak olsa da zaman zaman derin bir savunma çizgisi oluşturarak Vogt ve Nordtveit gibi iki orta saha orijinli stoperle geriden uyun kurarak veya isabetli uzun toplar göndererek sonuca gidebilme becerileri de mevcut. Bunun da en iyi örneği yine yukarıdaki görsellerde yer alan Bayern Münih maçında Hoffenheim’ın attığı ilk golde rahatlıkla görülüyor. Nasıl bir başlangıç dizilişiyle başlarsa başlasın kaleye yakın noktada derin bir defans çigisi oluşturulduğunda 5 oyuncuyla kendi ceza yayı üzerinde pozisyon alan Hoffenheim’da bu durumda en uçtaki Wagner ile stoper arasındaki mesafe olabildiğince kısa tutuluyor ve savunmanın önünde yer alan 5 orta saha ve forvet oyuncusu topun bulunduğu bölgedeki pas bağlantılarını adeta adam adama markajla baskı altında tutuyor.

Yukarıdaki görselde Bayern Münih, çok oyuncuyla Hoffenheim yarı sahasında boşluk arıyor. Top Kimmich’in ayağındayken beşli savunma çizgisi yay üzerinde pozisyonunu almış vaziyette. Beşlinin hemen önündeki Amiri, topun sağa doğru oynanacak olması nedeniyle takımın genişliğini iyice daraltmak için yayın ortasına doğru hareket halinde.
Kimmich topu taç çizgisine doğru hareketlenen Müller’e doğru gönderdiği anda 3 Hoffenheim formalı oyuncu kurdukları üçgenle tüm pas bağlantılarını kesmiş vaziyette ve doğal olarak topu Müller’den çalmayı başarıyorlar. Bir önceki görselde yayın öbür tarafında olan Amiri’nin topun olduğu bölgeye ne kadar yaklaşmış vaziyette olduğuna ve kadrajda kaleci dahil 10 Hoffenheimlı oyuncu olduğuna dikkat çekmek gerekiyor. Buna karşın bir önceki görselde oldukça kalabalık görünen Bayern Münih’in kadrajda yer alan oyuncu sayısı 4. Bu sayılara bakıldığında Bayern Münihli oyuncular top kaptırılınca geride pozisyon almış izlenimi uyandırsa da Hoffenheim’ın birkaç saniye sonra Bayern’i eksik yakalayarak hataya zorlayışına şahit olacağız.
Topun kazanılmasını takiben yine en doğru pas opsiyonu olarak top sol kanattaki Uth’a gönderildi ve Hoffenheim, savunma esnasında sıkıştırdığı oyunu bir pasla genişletmiş oldu. Hoffenheim’ın oluşturmak istediği takım şablonunda Amiri topun kazanılmasıyla birlikte tekrardan orta sahaya doğru hareketlenmeye başlıyor. Burada Uth, topu tek pasla sol bek pozisyonunda taç çizgisi kenarında boş kalan Zuber’e doğru geri oynuyor ve yüzünü kaleye dönen mavililer, hücum pozisyonlarını almış oluyor. Topu Zuber’e oynayan Uth, atağın bitişinde golü atan oyuncu oluyor.
Zuberin Kramaric’e doğru gönderdiği uzun topa Hummels ile Kramaric birlikte hareketleniyor. Az önce kendi kalesine yakın bölgede kadraja Bayern Münih’ten 6 oyuncu fazla giren Hoffenheim, Bayern yarı sahasına doğru gönderilen uzun topta yine sayısal üstünlüğü sağlamış durumda. Henüz kadrajda olmayan Uth, bu pasla birlikte takımın kalanı gibi hücum pozisyonu almak için depara başladılar bile. Pozisyonun başından beri dikkat çektiğim Amiri de orta saha yuvarlağına yakın bölgeye kadar gelmiş durumda.
Kramaric’in baskısı sonucu topu taca göndermek zorunda kalan Hummels, esasında kurnazca bir hareketle taca çıkmış topu sahanın içinde kalacak şekilde uzaklaştırıyor ancak tacın hızlı kullanılacağını fark eden Uth (kadrajın en sağ alt köşesindeki oyuncu), ceza sahasına doğru depar atıyor ve hiçbir Bayern Münihli oyuncu pozisyonu sezemeyince müsait pozisyonda Hoffenheim golü buluyor. Pozisyonun başından beri aldığı pozisyona dikkat çektiğim Amiri, şu an kadrajda görünmemesine rağmen Uth ile birlikte depara kalkıyor ve gol anında ceza sahasında yer alıyor. Savunma ve atak geçişine örnek oluşturan bu pozisyona Amiri’nin hareketleri, Nagelsmann’ın sistemini de özetler nitelikte.
Savunmadaki zayıf yanları ise özellikle Rudy’nin takımdan ayrılmasıyla orta sahadaki sertliğin ve temponun düşmesi olarak gösterilebilir. Zira bu sezon Hoffenheim’a karşı yapılan hücumların etkinliğine bakıldığında merkezden yapılan hücumların başarı yüzdesinin kanatlara oranla oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Bu sezon neredeyse her maçta gol yemelerinin altında yatan sebeplerden birisi de kesinlikle bu. İlk olarak Liverpool maçlarında bariz şekilde görülen ve Liverpool’un oynadığı tempoya yetişmekte oldukça zorlanan Hoffenheim’ın Geiger ve Rupp gibi isimlerle orayı doldurma düşüncesi, sistemin en önemli parçalarından Rudy’nin gidişini şimdilik birebir karşılamış gibi görünmüyor.
Sonuç
Hücum ve savunma geçişlerini oldukça hızlı yapan ve Nagelsmann yönetiminde farklı dizilişlere ve farklı rollere gitgide adapte olan Hoffenheim takımı, oldukça versatil oyunculara sahip olmanın ötesinde yüksek fizik gücüyle oynayan, bahsedilen geçişleri 90 dakika boyunca yüksek konsantrasyonla gerçekleştiren, dizilişe olmasa da hücum ve savunma felsefesine sadık kalan bir ekip. Son gelen haberler ışığında Emre, Adebayor ve Mossoro’nun Almanya’ya götürülmemesiyle şüphesiz orta sahadaki dominant oyununu kaybetme riski taşıyan ve yoğun Hoffenheim baskısından kurtulmak amacıyla gönderilecek uzun toplarda Adebayor’un avantajından faydalanamayacak Başakşehir’i geçtiğimiz sezonun Bundesliga 4.’süne karşı ciddi bir sınav bekliyor. Avrupa Ligi’ni Bundesliga’nın gerisinde gördüğünü ilk iki maçta belli eden Hoffenheim’ın konsantrasyon eksikliğinden faydalanarak temsilcimizin puan veya puanlarla Türkiye’ye dönmesini temenni ediyorum.





