Premier Ligin 8. haftası, son 2 sezonun sürekli rekabet halindeki en iyi iki takımı Manchester City ve Liverpool arasındaki maça sahne oldu. Hafta içi Şampiyonlar Ligi maçına çıkıp rahat galibiyetler alan iki takımdan Manchester City, Olimpiakos’u 3-0, Liverpool ise Atalanta’yı 5-0 mağlup etti.  Son 2 sezona oranla bu sezona daha formsuz giren iki takımdan Liverpool yavaş yavaş form tutmaya başlamış, Manchester City ise takımdaki eksik oyuncuların da etkisiyle hala istenilen düzeye çıkamamış bir şekilde maça çıktılar. İki takımda da ciddi eksik oyuncular maç öncesi göze çarptı. Manchester City’de Benjamin Mendy, Fernandinho, Agüero dışında Riyad Mahrez’de kadroda bulunmuyordu. Liverpool tarafında ise uzun süreli sakatlık yaşayan Virgil Van Dijk ile Fabinho ve yeni transfer Thiago sakatlıkları sebebiyle kadroda yoktu. Bu eksikler sonucunda iki takım maça aşağıdaki ilk 11’ler ile çıktılar:

Formasyon olarak ise Manchester City 4-3-3 ile başlayıp ilk gol sonrasında 4-2-3-1’e döndü. Maç içinde belli bölümlerde Kevin De Bruyne, Gabriel Jesus’un yanına çıktığında 4-4-2 gibi de dizildiler. Liverpool ise 4-4-2 formasyonu ile çıksada zaman zaman 4-2-4 şeklinde sahaya yerleştiler.

Oyun Analizi

Manchester City’de Ferran Torres tercihi, Liverpool’da ise Diogo Jota tercihi sürpriz sayılabilecek tercihlerdi. Manchester City deplasmanına Salah, Mane, Firmino dışında 4’üncü bir ofansif oyuncu olarak Jota’yı da sahaya sürmesi Jürgen Klopp adına ofansif açıdan riskli bir tercihmiş gibi görünse de ileride yaptıkları baskı planı ile aslında rakibi bozmaya yönelik bir tercihti. Manchester City’de ise Ferran Torres tercihi beklenilen performası vermedi ve Torres ikinci yarıda yerini Bernardo Silva’ya bıraktı.

Maçın başında top rakipteyken Kevin de Bruyne, Gabriel Jesus’a yaklaşarak ileride 2 kişiyle baskı yapmaya çalıştı.

Bu bölümlerde Liverpool defansını orta sahaya kadar çıkararak ileride baskılı bir şekilde maça başladı. Manchester City adam adama ileride durmaya çalışsa da Liverpool ayağa paslarla rakibin baskısını püskürtmeyi başardı.

Top rakipteyken ise defans çizgisini yine orta sahaya yakın tutmaya çalışan Liverpool, özellikle rakibin oyun kurmasını engellemek adına stoperlerin kendi arasında paslaşmasına izin verirken merkez orta sahada defansif oyun kurucu olarak Rodri’nin topu almasını engellemeye çalıştı. Bu bağlamda ileri ikilideki Firmino ile Salah’tan biri topu ayağına alan stopere, diğeri ise merkezden topu almaya çalışan Rodri’ye baskı yaparak Rodri’nin oyunu kurmasını engelledi.

İlk 20 dakikada Liverpool bu baskının da etkisiyle tempolu bir şekilde ofansif olarak rakip kaleye rahat gitme şansı buldu ve etkili bir oyun sergiledi 20. Dakika sonrasında ise yenilen gol ile birlikte 4-2-3-1’e dönen Manchester City, defansın önünde 2 oyuncu ile oyun kurmaya çalıştı. Bu bölümde de yine Firmino ve Salah ikilisi merkezde top almaya çalışan Rodri ve İlkay’ın top almasını engellemek adına hem bu iki isime yakın oynadılar hem de stoperler ile aralarındaki pas koridorunu kapamaya çalıştılar. Kenarda oynayan Mane ve Jota ikilisi ise rakip beklere sürekli yakın oynadı.

Rakibin bu baskısına çözüm olarak zaman zaman İlkay ve Rodri, ilk yarıda nadiren de olsa defansın arasına girerek 3’lü hat oluşturdu ve Salah-Firmino ikilisinin baskısına kısmen çözüm bulmaya çalıştı ve oyunu dengelemeye başladı. İlk yarının sonuna kadar oyunu dengeleyip rakip yarı alana geçişlerde daha rahat geçiş oyunları gösterdi.

Manchester City’de Kyle Walker belli dönemlerde stoperlere yaklaşarak 3’lü defans şeklinde durup, sol bek Cancelo’nun ileri çıkmasını ve sol çizgiden atak yönlendirmeyi denedi. Maç genelinde de atakların %45’i sol kanattan gerçekleşti. Ancak atak bitirme noktasında Cancelo’nun sağ ayaklı olması sebebiyle sorun yaşadı ve olgun atak şansı yakalayamadı.

30.dakikaya gelindiğinde Manchester City, rakip yarı alanda geçiş hücumlarında 2 kez en etkili oyuncusu Kevin de Bruyne’u 3. bölgede demarke şekilde topla buluşturmayı başardı. Bu bölümlerde ilk demarke halde topla buluşmasında Gabriel Jesus’u ceza sahasında topla buluşturarak Jesus’un şık top kontrolü ve ardından gol vuruşuyla skoru 1-1’e getirdi. İkinci topla buluşmasında ise sağ çizgiye yakın noktada dribbling sonrası yaptığı ortada takımının penaltı kazanmasını sağladı. Penaltıyı kaçırdıktan sonra Kevin de Bruyne, mental açıdan bir süre oyundan düştü.

Kaçan penaltı sonrası Liverpool özellikle Firmino’nun hareketli oyunu ile etkili olmaya çalıştı. Firmino önce sol tarafa atığı koşu sonrası orada topla buluştu sonrasında ise oyun kurulumuna katkı sağlayarak defansın önüne gelerek top alıp oyun kurmaya çalıştı. Bu bölümde Firmino’nun top saklamalarıyla Liverpool tekrardan oyunu dengeledi.

İlk yarıda belli bölümlerde hem Diogo Jota hem de Mane içeriye kat ederek sık sık Firmino ve Salah ile yer değiştirerek hareketli bir oyun ortaya koydu. Bu şekilde markajı daha zor bir hale getirmeye çalıştılar. Hızlı geçiş hücumlarında özellikle Jota ikinci yarıda da merkeze daha yakın oynadı ve defansif açıdan da merkezde rakip oyunculara baskıyı arttırdı.

Maçın ikinci yarısı ile birlikte muhtemelen Guardiola’nın ikazları sonrası Rodri sık sık hem stoperlerin arasına girerek hem de sağ ve ya sola deplase olarak 3’lü hat şeklinde topla buluştu ve oyunu bu şekilde kurmaya çalıştı.

İkinci yarı yaklaşık olarak 65. dakikaya kadar tempolu şekilde giden maçta maçın son yarım saatine girilmesiyle iki taraf açısında da fiziksel açıdan takımların tempolarının düştüğü iki tarafın da birbirine oyunlarını kabul ettiremedikleri ve beraberliğe razı oldukları bir bölümdü. Liverpool’da Trent Alexander-Arnold’ın 63. dakikada sakatlanarak oyundan çıkmasıyla hücumda verimlilik ve çeşitlilik azaldı. Manchester City’de ise sadece Ferran Torres’i oyundan çıkarıp Bernardo Silva’yı oyuna alan Guardiola, ikinci bir değişiklik yapmayarak skoru bir anlamda kabullendi. Yedekler arasında bulunan Phil Foden oyuna girmesi durumunda oyuna hareketlilik getirebilirdi.

Manchester’in 7 şutunun 2’si kaleyi bulurken buna karşılık Liverpool’un 10 şut girişiminin 3’ü kaleyi buldu. Yine Liverpool’un ceza sahası dışından daha fazla kaleyi yokladığını görüyoruz.  Liverpool hücum anlamında istediklerini özellikle ilk yarıda daha çok yapabilen takımdı. Manchester City ise kötü başlayıp ilk yarının sonlarına doğru oyunu ele almaya başladı. Genel olarak son yıllardaki iki takımın tüm maçlarında olduğu gibi %55 civarı topla oynayan takım Manchester City oldu.  Gol beklentisi olarak maç sonu itibarıyla Manchester City 1,55 ile 1,35 oranıyla Liverpool’dan daha gole yakın bir istatistik yakaladı.

Sonuç

Maç genel anlamıyla iki tarafın belli anlarda etkili olduğu, son yarım saatte ise iki tarafın da beraberliğe razı olduğu bir maç görünümündeydi. Maçın temposu beklenenden uzak geçti. İki takımın hücumsal anlamda etkili silahları olmasına rağmen hem atak olgunlaştırmada hem de atak sonuçlandırmada sıkıntı yaşadıkları bir maç oldu. Jürgen Klopp – Guardiola rekabetinde Klopp maçtan istediği sonucu alan taraf oldu diyebiliriz. Milli ara iki takıma da form tutması için iyi gelecek gibi gözüküyor. Özellikle Guardiola’nın bu araya çok ihtiyacı olacak.

Liverpool önemli eksiklikleri ile gittiği zor deplasmandan beraberlik ile ayrıldı. Ancak Liverpool açısından Trent Alexander-Arnold’un sakatlanması her ne kadar milli maç arası olsa da takımı ilerleyen maçlarda etkileyebilir. Van Dijk’tan da uzun bir sakatlık sonucu faydalanamayacak olan Liverpool için savunmada sorunlar artıyor. Hücumda ise Salah-Mane-Firmino-Jota dörtlüsü ilerleyen maçlarda ofansif açıdan Jürgen Klopp’ün elini güçlendirebilir.

Manchester City’de ise sezona kötü başlangıç bu maçla birlikte devam etmiş oldu. Kadro derinliğinde yaşanan sıkıntılar ek olarak sakatlık sorunlarının bulunması Guardiola’yı sıkıntıya sokacak gibi görünüyor. Özellikle hücumsal anlamda Kevin de Bruyne takımın liderliğini alan tek isim olduğu için ona yardımcı yaratıcı oyunculara ihtiyaç olacak. Belki Bernardo Silva, Riyad Mahrez ve Agüero gibi isimlerin formda dönmesiyle hücumsal anlamda çeşitlilik artabilir ve böylece Kevin de Bruyne’nun üstündeki yük azalabilir.