Nou Camp’da dört gol atarak nehrin öteki kıyısına bir ayağını çoktan basmış olan PSG, ikinci maçta da Mbappé’nin penaltısıyla Messi’nin nefes kesici golüne karşın sahadan beraberlikle ayrılarak turu geçmeyi başardı.

PSG’nin temel oyun şablonu

PSG’ye değerlendirmesine başlarken fazlasıyla edilgen bir oyun oynadıklarını belirtmekte fayda var öncelikle. Barcelona’nın topa adeta hükmetmesinin de etkisiyle pas yaparak ve sette oynayarak hücum etmekten ziyade, Mbappé’nin kanatta oluşturduğu tehditleri ana silah olarak kuşanmış ve geçiş oyunlarıyla Barcelona kalesine gelen bir PSG vardı sahada. 4-1-4-1/4-3-3 benzeri bir dizilişle oynadılar. Pochettino, merkezdeki üçlüyü dizayn ederken tercihini nispeten atletizmiyle ön plana çıkan oyunculardan yana kullanmış gibiydi. Zira orta sahadan ofansif manada pek verim alamadılar, hücumlara genellikle Mbappé ön ayak oldu.

Barcelona’nın temel oyun şablonu

Barcelona, geride üçlü bir savunma hattıyla 3-4-1-2/3-4-2-1 benzeri bir dizilişle maça başladı. Dizilişi net olarak tanımlamak güç, zira Griezmann ve Messi başta olmak üzere hücum aksiyonları esnasında aşırı akışkan bir yapı sergiledi Barcelona ön tarafı. Griezmann ve Messi sık sık deplase oldu, sürekli topsuz hareket ederek rakip savunmacıların savunma disiplinini kaybetmelerini sağladılar. Bu vesileyle de Dembélé PSG savunmasında bolca boşluğa erişim kazanmış oldu. Buna karşın bu boşluklar neticesinde elde ettiği pozisyonları ne kadar verimli değerlendirdiği farklı bir konu başlığı. Griezmann ve Messi’nin sürekli deplase olmasının bir diğer faydası da kanat hücumlarında ortaya çıktı. Bu oyuncuların derine inmesi nedeniyle rakiplerini takip etmeye çalışan PSG bekleri, arkada boşluk bıraktılar ve bu da Dest/Alba ikilisinin bindirme kabiliyetiyle birleşince Barcelona için alternatif hücum varyasyonları yaratılabilmesini sağladı.

Top PSG’deyken

Yukarıda değinildiği üzere, PSG’nin topla oynayabildiği veya geriden oyun kurduğu pek fazla sekans olmadı. Bu fırsatı elde ettikleri zaman ise sahadaki dizilişler kabaca yukarıdaki gibiydi. Barcelona, PSG’ye karşı agresif ve boğucu bir ön alan presi uyguladı. Bunu başarabilmelerinde tercih ettikleri 3-4-1-2 dizilişinin 4-1-4-1’e karşı sağladığı lokal sayısal avantajlar önemli rol oynadı. Barcelona’nın tercih ettiği bu dizilişin kendileri adına bir diğer artısı da, geride bekleyen üç Barcelona’lı savunmacının tek başına kalan Icardi’yi kolaylıkla kontrol edebilmeleri oldu.

Görselde görüldüğü üzere, Barcelona takım halinde, 3-4-1-2 şeklinde kompaktlığını yitirmeden rakip sahada konumlanmış durumda. Yukarıdaki şema görselinin aksine, bekler Dest ve Alba’nın da ileriye çıktığı görülüyor.

Top Barcelona’dayken

Maçı Barcelona’nın topa sahip olduğu sekanslardan okumak nispeten daha kolay ve doğru olacaktır. Bunda topa sahip olma yüzdelerinin çok daha yukarıda olması ana faktörlerden. Barcelona’nın savunmadaki üçlüsü, özellikle kendi çeyreklerinde oyun kurarken rahatça topu hareket ettirebilmelerini sağladı. Zira PSG’de en uçta pres yapılırken Icardi tek başına kalıyordu. Bu da Barcelona’ya 3v1’lik bir üstünlük sağladı geriden oyun kurarlarken. Daha etkili ön alan presi yapabilmek adına, ilk yarıda Draxler ileriye çıkarak Icardi’nin yanına gelip baskıya yardımcı olmaya çalıştı. Fakat Draxler’in ileri çıkması, normalde tutuyor olması gereken Alba’nın boşta kalmasına sebep oldu. Bu kez Alba’yı tutmak için ileriye çıkan Florenzi arkasında bolca alan bıraktı ve bu da Barcelona’nın dinamik hücum üçlüsünün ekmeğine yağ sürmek oldu.

Top Barcelona’dayken PSG’nin şekli kabaca bu şekildeydi. Görüldüğü üzere Barcelona’nın ilk çeyreğinde Icardi efektif biçimde 3v1’lik sayı üstünlüğüyle saf dışı bırakılıyor.

Barcelona’nın topa sahipkenki dizilişi. Messi her ne kadar sağ tarafta oyuna başlasa da, sık sık bölgesini terk edip solda veya derinde de konumlandı. Keza Griezmann da benzer biçimde sık sık deplase oldu.

Yukarıda değinilen duruma örnek bir pozisyon. Messi’nin derine doğru hareketlenmesiyle rakibini boş bırakmamak için Florenzi de hamle yapıyor. Bu şekilde arkasında oluşan boşluğa Alba hamle yapıyor.

Bu görselde ise, ileride pres esnasında izole olmuş Icardi’ye yardım için gelen Draxler ve Draxler’in Alba’yı boş bırakmak zorunda kalması nedeniyle onu tutmaya giden Florenzi var. Florenzi’nin bu şekilde ileri çıkması, PSG’nin kanatta boşluk bırakmasının yanı sıra savunma hattının da üç kişi kalmasına, ve üç kişi kaldıkları için merkezi alanları kapatabilmek adına soldaki oyuncunun da içeriye hareketlenip ters kanatta da boşluk oluşmasına neden oluyor.

Yukarıda anlatılmak istenenin daha iyi görüldüğü bir sekans. Florenzi’nin yine baskıya gitmesi nedeniyle pozisyonunu kaybetmesinden ötürü, Kurzawa; Kimpembe ve Marquinhos’a yaklaşmak zorunda kalıyor. Bu sebeple ters kanatta bolca boşluk bulan Dest, topla beraber rakip ceza sahasına kadar gidiyor. Topu direkten dönüyor.

İkinci yarıda, PSG’nin pres yaparken verdiği boşlukların önüne geçmek adına, Pochettino küçük bir düzeltme yaptı. Icardi’nin yanına pres desteği için Draxler yerine Veratti’nin çıkması talimatını verdi. Görüldüğü üzere Draxler pozisyonunu koruyor ve Veratti Icardi’nin yanında topla oynayan Barcelona oyuncusuna doğru hamle yapıyor.

Sonuç

Ne kadar tek taraflı olursa olsun, hiçbir maçı tamamen tek bir takım üzerinden okumak isabetli olmaz. Buna karşın, bu maç özelinde oyunun büyük kısmında proaktif tarafın Barcelona olduğunu belirtmek gerek. Bu maç farklı bir gün oynanmış olsaydı sonuç çok farklı olabilirdi, zira Barcelona özellikle gole kadar gerçekten önemli tehditler yarattı PSG kalesinde. Bu tehditlerin golle sonuçlanmamasında Navas’ın ekstra oyunu kesinlikle göz ardı edilemez. Fakat neticede ne kadar reaktif ya da edilgen bir oyun sergilemiş olursa olsun, PSG 5-2’lik toplam skorla turdan arzu ettiği biçimde ayrıldı.