Portekiz futbolunun zirve ligi Liga Nos’ta geride bıraktığımız 32 haftada namağlup olarak 82 puan toplayan Sporting Lizbon, ligin bitimine 2 hafta kala en yakın rakibi Porto ile arasındaki puan farkını 8’e çıkararak şampiyonluğunu ilan etti. En son lig şampiyonluğunu Mario Jardel’in 42 gol ile yıldızlaştığı 2001-2002 sezonunda yaşayan Lizbon ekibi, 19 yıl sonra bu büyük hasrete son verdi.

Bu başarının ana mimarı ise antrenörlük kariyerinin henüz başında olan ve oynattığı futbolla tüm takdirleri toplayan 36 yaşındaki Ruben Amorim.

Jose Mourinho, Andre Villas-Boas, Paulo Fonseca, ve Nuno Espírito Santo gibi Avrupa’da ses getiren Portekizli teknik adamlar kafilesinin yeni adayı olan Amorim’i biraz yakından tanıyalım.

27 Ocak 1985 tarihinde Lizbon’da dünyaya gelen Ruben Amorim küçük yaşlarda gönül verdiği futbola Benfica altyapısında başladı. Bir başka Portekiz ekibi Belenenses’e geçerek yıldızını parlatan Amorim Benfica’ya A takım oyuncusu olarak döndü. Toplamda altı sezon Benfica forması ile şans bularak orta sahada görev yapan Amorim, iki sezonda Braga için ter döktü. Oyunun hücum ve savunma olmak üzere iki tarafını da oynayabilen Amorim, Portekiz’in 2014 Dünya Kupası kadrosunda da kendine yer buldu ve toplamda 14 defa milli formayı sırtına geçirdi. Futbolculuk kariyerinde son olarak Katar Ligi takımlarından Wakrah ile mücadele eden Amorim, 2017 yılında 32 yaşındayken aktif futbolculuk hayatına nokta koydu ve zaman kaybetmeden teknik adamlığa soyundu. Fakat Amorim’in teknik adamlık başlangıcı biraz sancılı oldu.

2018-2019 sezonunda Portekiz alt lig takımlarından Casa Pia ile anlaşan Amorim antrenörlük için gerekli belgeleri sağlamadığı gerekçesi ile şikayet edildi. Bunun üzerine kulüp para cezası ve puan silme cezasına çarptırılırken Ruben Amorim ise istifa ederek Braga B takımının başına geçti. Birkaç ay sonra ise şu an ülkemizde Gaziantep Futbol Kulübü’nün başında olan Ricardo Sa Pinto ile yollarını ayıran Braga koltuğu genç çalıştırıcıya emanet etti.

Braga ile 13 maça çıkan Amorim sadece Avrupa Ligi Son 32 Turu’ndaki Glasgow Rangers eşleşmelerinden mağlup ayrıldı. Bunun dışında çıktığı 11 maçta 10 galibiyet 1 beraberlik alan Braga, bu süreçte Porto, S. Lizbon ve Benfica maçlarından galip ayrıldı. Ayrıca Portekiz Lig Kupası finalinde Porto’yu tek golle geçen Braga, Amorim’e kariyerinin ilk kupasını da kazandırmış oldu. 

Bundan sonra ise işler garip bir noktaya gitti. Henüz 35 yaşında olan ve en üst seviyede çok az tecrübesi bulunan Ruben Amorim, radikal bir şekilde Sporting Lizbon’un genç başkanı Frederico Varandas tarafından Braga’ya 10 milyon euro fesih bedeli ödenerek takımın başına getirildi. Bu bedel Ruben Amorim’i dünyanın en yüksek bonservis bedeli ödenen teknik adamları – J. Nagelsmann (25 milyon Euro), Andre Villas-Boas (15 milyon Euro) ve Brendan Rodgers’ın . (10.5 milyon Euro)- arasına soktu. Sporting Lizbon ile ligde oynadığı 32 haftada mağlup olmadan 25 galibiyet 7 beraberlik alarak 57 gol atan ve kalesinde sadece 15 gol gören genç çalıştırıcının, saha içi tercihlerini ve oyun planını biraz detaylandıralım.

Ruben Amorim’in Oyun Görüşü

Ruben Amorim 3’lü defansı oyunun temeline oturtan bir teknik adam. En çok tercih ettiği saha dizilimi ise 3-4-3. Birçok maçta ise 3-5-2 şeklinde de sahaya çıktığına şahit olduk. Kaptırılan toplar sonrasında yapılan karşı baskılar ve hızlı geçiş oyunları ile rakip kalede etkili olan Lizbon, kompakt bir halde savunup aynı şekilde saldırıyor.

Gerideki 3’lü stoper hattı oyun kurulumunda dikine paslar ile rol alıyor. Birbirleri arasındaki mesafeyi geniş tutan stoperler rakibin 1. bölge baskısını daha geniş alanlara yayarak avantaj yaratmayı amaçlıyor. Aynı zamanda geriden oyun kurma konusunda yetkin olan S. Lizbon’da, kaleci de pas trafiğine sıkça dahil edilerek geride sayısal olarak bir üstünlük elde ediliyor. Aşağıdaki görselde göreceğimiz üzere merkez stoperin orta sahaya yaklaştığı ve kenarlardaki stoperlerin oyuna genişlik verdiği senaryoda orta sahalardan bir tanesi de merkez stopere yakın konumlanarak olası top kayıplarında sigorta görevi görüyor. Bu kurgulanan oyun ile ligde kalesinde sadece 15 gol gören Lizbon ekibi 20 maçta kalesini gole kapatmayı başardı.

Başkent ekibinde bekler ise hücumda oyuna genişlik veren unsurlar. Lizbon’un ileri hattında bulunan kanat oyuncularının biri derine gelerek arkada bek oyuncusuna kullanabileceği boşluklar yaratırken diğer kanat ise ortadan içeri deplase olarak tehlike yaratmayı amaçlıyor.

İki pivot orta saha ile kurgulanan orta alanda ise sezon genelinde J. Palhinha ve Joao Mario görev aldı. Yukarıdaki görselde gördüğümüz üzere hatlar arasında genellikle aynı yatay ve dikey düzlemde bulunmamaya dikkat eden orta saha oyuncularından Joao Mario daha ileride konumlanırken J. Palhinha daha defansif bir görev üstleniyor. Başkent ekibi gol aradığı ya da düğümü çözemediği anlarda Joao Mario’nun daha ileride konumlandığı bir 3-1-6 düzeninde hücum edebiliyor.

İlerideki 3’lüdeki kanat oyuncuları ise orta saha ve beklerin arasındaki boşluğu efektif olarak kullanma çabasında. Aşağıda göreceğimiz görselde en uçtaki oyuncunun derine gelerek yanında oynayan kanat oyuncularına alan yaratması ve bu boşluklara atılan uzun toplar sıkça tercih edilen hücum prensiplerinden. Aynı zamanda oyunu kanatlarda oynamayı fazlaca tercih eden Amorim’in ekibinde orta sahaların kanatlara destek olması ile takım çizgilerde sayısal üstünlük sağlayarak etkili olabiliyor.

Ruben Amorim’in ekibi savunma çizgisini ileride kuruyor ve bunu sahada 5-2-3 şeklinde bir düzen alarak yapıyor. Rakibi karşılama noktasında ise ilerideki üçlü rakip takımın savunma hattı ile birebir eşleşerek pas kanallarını kapatırken orta sahadaki ikili hemen arkalarında bu baskıya ortak oluyor ve topun tekrar kazanılması sağlanıyor. Topun kaybedildiği noktada ise tekrar hızlıca kazanılması için agresif bir karşı baskı görüyoruz.

Bu baskıdan sonuç alınamaması halinde ya da rakibin set oyununda ise derinde savunmaya dönen S. Lizbon 5-4-1 şeklinde sahaya yayılıyor. Daha derinde konumlanan bekler geri 5’liyi oluştururken ileri uçta bulunan kanatlar orta içlere deplase olarak orta sahada 4’lü bir yapı oluşturuluyor. Bu şekilde hatlar arasındaki boşluğu minimize eden Ruben Amorim kompakt ve dar bir savunma düzeni alarak rakibi oyunu geniş alanlarda oynamaya mecbur bırakıyor.

Geriden oyun kurarken 3-2-5 şeklinde konumlanan ve hücuma geçişte hızlı geçiş oyunları kurgulayan Amorim, ileride hızlı bir şekilde çok oyuncu ile bulunmak konusunda başarılı. Rakibin savunma ve orta saha hattı arasındaki boşluğu çok etkili kullanan Lizbon’da hücumun temelini takım halinde yapılan bu hızlı ceza sahası koşuları oluşturuyor. Aynı zamanda oyuncularına pozisyon özgürlüğü tanıyan Amorim topun oynandığı bölgelerde sayısal üstünlüğün kazanılması konusuna önem veriyor. Seri dikine paslarla çok kısa sürede rakip ceza sahasında tehlike yaratabilen Lizbon ekibi uzun toplarla da etkili olabiliyor.

Son 3 sezonda iki defa şampiyon olan Porto’yu ve transfere 100 milyon Euro’ya yakın para harcayan Benfica’yı geride bırakarak şampiyonluğu göğüsleyen Lizbon ekibinde kadro olarak da bir hoca başarısı göze çarpıyor. Pedro Porro(21), Nuno Mendes(18), Gonçalo Inacio(19), Pedro Gonçalves(22) ve Tiago Tomas(18) gibi genç oyuncuları Adan, Coates, Feddal, Neto ve Joao Mario gibi tecrübeli oyuncular ile harmanlayarak iyi bir sinerji yaratan Ruben Amorim oyuncular ile olan iletişiminde de başarılı bir antrenör.

Sonuç

Genel oyun prensiplerini ve hikayesini kaleme aldığımız, kısa antrenörlük kariyerinde olağanüstü bir performans göstererek başarı hanesine 2 Portekiz Lig Kupası ve 1 Liga Nos şampiyonluğu ekleyen Ruben Amorim, ileride adını çok daha sık duyacağımız bir teknik adam.

Lizbon’un kulüp tarihinde bir futbolcuya ödenen en yüksek bonservis bedeline neredeyse denk bir rakamla göreve getirdiği Amorim, (11 milyon Euro – Bas Dost 2016-1017) harcanan bu para yüzünden Lizbon taraftarlarınca çokça eleştirilmiş, dünya basınında da geniş yankı bulmuştu. Fakat sezon sonunda elde edilen başarılar bu eleştirilerin önüne geçerek Amorim’in ve teknik adamların günümüzde ne kadar değerli bir rolü olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Antrenörlere ödenen yüksek miktarlara fazla şahit olmadığımız günümüz futbolunda çok daha yüksek rakamlar ödenen futbolcuların, kulübe kazandırdığı artı değer ile iyi bir teknik adamın takıma katacaklarının kıyası önümüzdeki yıllarda tartışma konusu olabilir.

Gelen şampiyonluk ile birlikte 2023-2024 sezonu sonuna kadar sözleşme uzatan Ruben Amorim’in önümüzdeki sezon Avrupa arenasında neler yapacağı ise şimdilik en büyük merak konusu.